Jean Dubuffet Fransız Ressam ve Heykeltraş
 
Sanatçı 1901 yılında Fransa'nın Le Havre kentinde dünyaya geldi. Le Havre'da bulunan Güzel Sanatlar Okulu'nu bitirdikten sonra resim eğitimine devam etmek için Paris'e taşındı ve orada Julian Akademisi'ne devam etti. Paris'te Suzanne Valadon ve Max Jacob ile arkadaş oldu. Raul Dufy'nin stüdyosunu ziyaret etti. Pek çok sanat hareketini inceledi fakat hiçbir hareketin içinde yer almadı. Zamanla aradığını bulamayan Dubuffet, sanattan uzaklaşmaya karar verdi ve kendini babasının şarap işine verdi. Tamamıyla resim sevgisinden vazgeçmedi ve 1940'lı yıllarda tekrar resimle ilgilenmeye başladı ve kendini bütünüyle resim yapmaya verdi. 1944 yılında açtığı ilk sergisiyle sanatseverlerin çok fazla ilgisini çekti. O yıllarda Dubuffet, yaşlılar, akıl hastaları ve mahkumlar gibi toplum tarafından dışlanmış kişiler ve duvar resimleri ve çocukların yaptığı resimlere ilgi duymaya başladı. Zamanla bu türde pek çok resim biriktirdi ve 1947'de bu resimleri "Art Brüt" adıyla sergiledi.
Dubuffet, 1960'lı yılların hippi çağındaki pop sanatının öncülerinden biri sayılabilir. Zamanının ana sanat akımı olan bu sanatı için hor görüldü. Daha sonra Art Brut ya da Ham Sanat olarak adlandırılacak olan sanatın olağandışı, temel ve mütevazi stillerine odaklanmayı tercih etti. Onunla aynı görüşleri paylaşan sanatçılarla sık sık bir araya geldi. 1944'te tercihini temsil eden konuları içeren ilk sergisini açtı. 1948'de bazı arkadaşlarıyla, Dubuffet'in akıl hocası olan Dr. Hans Prinzhom yardımıyla Art Brut Koleksiyonu'nu kurmak için bir araya geldi. Dubuffet, Prinzhom'un aracılığıyla çocukların yanı sıra sığınma evlerinde yaşayan akıl hastaları tarafından yapılan çizimleri görme fırsatı buldu ve bu resimler onu büyüledi.
Dubuffet'nin tarzı geleneksel estetik kurallardan arınmıştır. Tam anlamıyla dışavurmucu bir anlayışla yaptığı resimleri alışılmamış öğe ve biçimler barındırır. Sanatçı, insan figürünü ele aldığı bir dizi resmin yanı sıra kum, çakıl, çimen ve yapraklar gibi maddeleri kalın yağlı boya ile karıştırarak ilginç bir derinlik ve doku kazandırdığı bir resim dizisi de yapmıştır.
1960'lı yılların başında Dubuffet,  sanatına müziği katarken heykelcilik sevgisini de keşfetti. Dubuffet 1985'te ölümüne kadar sanatına ilham kaynağı olan felsefelere sadık kaldı.